İngilizce öğrenmek, yalnızca bir dil becerisi kazanmaktan çok daha fazlasıdır. Yeni bir bakış açısı, yeni bir özgüven ve yeni bir dünyanın kapısıdır.
English Garden'ı kurarken aklımdaki soru hep aynıydı: Bir dil kursu nasıl olursa öğrenci oraya gitmek ister? Cevabı basitti — sıcak, güvenli ve ilham verici bir yer olursa.
Yıllar içinde Kuveyt'ten Belçika'ya, İngiltere'den Finlandiya'ya birçok farklı ülkede dil eğitimi alanında çalışma ve gözlemleme fırsatı buldum. Bu ülkelerin her birinde farklı kültürlerden, farklı yaşlardan ve farklı öğrenme geçmişlerinden gelen insanlarla çalıştım. Bu deneyimler bana çok şey öğretti; ama en önemlisi şuydu: Tek bir yöntem herkese uymaz.
Uluslararası yayınevlerinin ve büyük dil zincirlerinin sunduğu hazır paket müfredatlar birçok bağlamda işe yarıyor olabilir. Ancak Kahramanmaraş'taki bir öğrencinin ihtiyaçları, motivasyonları ve öğrenme dinamikleri; Londra'daki ya da Helsinki'deki bir öğrencinin ki ile aynı değildir. Bu farkındalıkla yola çıktım ve akademik birikimimle sahadan edindiğim uluslararası tecrübeyi harmanlayarak English Garden'a özgü bir yaklaşım geliştirdim.
Burada her öğrenciye ve her gruba, o öğrenci için en etkili yöntemler ve teknikler kullanılarak hazırlanmış özgün materyallerle ulaşıyoruz. Kitap sayfalarını takip etmek yerine, neyin işe yaradığını bilen bir gözle tasarlanmış bir öğrenme deneyimi sunuyoruz.
Bu yüzden English Garden'ı yalnızca bir öğretim kurumu olarak değil, ikinci bir yuva olarak tasarladık. Burada her öğrenci — ister 7 yaşında meraklı bir çocuk, ister hayatının bir döneminde yeni bir sayfa açmak isteyen bir yetişkin olsun — yargılanmadan konuşabilir, hata yapmaktan çekinmeden öğrenebilir ve zamanla gerçekten kendini ifade edebilir hale gelir.
Eğitim anlayışımızın merkezinde iletişim var. Gramer kurallarını ezberlemiş ama tek kelime edemeyen öğrenciler yetiştirmek yerine, gerçek hayatta dili kullanan, düşünen ve hisseden bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz.
Kahramanmaraş'ta kurduğumuz bu küçük ama anlamlı alanın, her geçen yıl biraz daha büyümesini, biraz daha fazla hayata dokunmasını izlemek benim için tarif edilmez bir mutluluk kaynağı.
English Garden'a adım atan herkese şunu söylemek isterim: Burada öğrencimiz olmadan önce, misafirimizsiniz.